Ülker, sosyal medyada ve bazı haber kaynaklarında yer alan söylentileri yalanlayarak, Türkiye’de yaşadığını ve halen ailesiyle birlikte annesinin evinde oturduğunu söyledi.
Ülker, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Başka yerde evim yok, aramıyorum, lazım da değil; anamın evinde oturuyorum. Babam evi annemin üzerine yapmıştı. Hep evlatlar aynı evdeyiz. Çok şükür.”
Bu sözleriyle mütevazı yaşam tarzına vurgu yapan Ülker, aynı zamanda kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen "yurt dışında ikamet" eleştirilerine de net bir cevap verdi.
Yurt Dışı İddialarına Sert Yanıt: “Tam Tersi, Dışarıdaki Varlıkları Türkiye’ye Getirdik”
Ülker, Yıldız Holding’in merkezini yurt dışına taşıdığı ve Türkiye’den büyük oranda çekildiği iddialarını da yalanladı. Holdingin globalleşme sürecinde bazı operasyonların yurtdışında yürütülmesinin doğal olduğunu belirten iş insanı, sürecin şeffaf ve yasal çerçevede ilerlediğini vurguladı.
“Bir gün Rahmi Bey bile bana, ‘Sen ne iyi yaptın, bütün işleri yurt dışına taşımışsın’ dedi. Ben de ‘Aslında taşımadık, tersine yurt dışındakileri buraya getirdik’ dedim,” şeklinde konuşan Ülker, Godiva gibi global markaların Türkiye merkezli yönetildiğini belirtti.
Ayrıca, bazı satın alma işlemlerinde Hazine ile uyum içinde çalıştıklarını, izin süreçlerinin hızlı ve şeffaf şekilde ilerlediğini ifade etti. Yurt dışından kredi kullanılmasının sebebi olarak ise Türkiye’deki yüksek döviz faizlerini gösterdi.
Türkiye’nin En Zengini Ama “Evimiz Aynı”
Murat Ülker, Forbes ve benzeri uluslararası kaynaklara göre uzun süredir Türkiye’nin en zengin iş insanı konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla servetinin yaklaşık 5,4 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Yıldız Holding çatısı altında Pladis, Ülker, Godiva, McVitie’s gibi birçok global markayı barındıran Ülker, buna rağmen sade yaşam tarzı ve aile değerlerine olan bağlılığıyla dikkat çekti.
Kamuoyu ve İş Dünyasında Yankı Uyandırdı
Murat Ülker’in “anamın evinde oturuyorum” çıkışı sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Kimileri bu açıklamayı samimi ve toplumsal değerleri yücelten bir duruş olarak değerlendirirken, bazıları ise sembolik ve stratejik bir söylem olarak gördü.
Öte yandan, bu çıkışın ardından gözler yeniden Yıldız Holding’in Türkiye’deki yatırımlarının geleceğine ve Ülker ailesinin ekonomik stratejilerine çevrildi.










